erc/metu
INTERNATIONAL CONFERENCE IN
ECONOMICS IV
September 13-16, 2000, Ankara
Özgürlük Etiği Karşısında İktisat Kuramı: Amartya Sen’in İktisat Önerisi
Ahmet İnsel (Paris-1 Panthéon-Sorbonne ve Galatasaray Üniversiteleri)
Abstract
İki yüzyıla yaklaşan bir sürden beri, etik konusu iktisat literatüründe şüphe ve hatta küçümsemeyle karşılanıyor. Etik gündeme gelince, öznel değerlendirmeler ve kişisel görüşlerin ön plâna çıktığı, bu nedenle iktisat disiplinine hâkim olan bilimsel kıstaslardan uzaklaşıldığı kabul ediliyor. İktisatçılar bu kanılarında bütünüyle haksız değiller. İktisadî etik konusunda yapılan çalışmalar, genellikle iktisadi sorunların analitik cepheleriyle ilgilenmeyip, ahlâki olarak normatif bir söylemle yetinirler. Buna karşılık, Amartya Sen’in, yöntemsel bireycilik, etik bireycilik ve siyasal liberalizmle uyumlu, özgürlük etiği merkezli iktisadi çözümleme girişimini, diğer “etik iktisat” girişimlerinden ayırmak doğru olur.
Sen, refah yerine, bireyin eylem kapasitesi olarak fayda kavramını tanımlayarak, seçim ve özgürlük kavramları içinde ifade edilen sorunsalla fayda kavramını uyumlu kılar. Eylem kapasitesi, kişinin refahının bir parçasıdır. Ama bu kapasite, ortaya çıkardığı "ürüne" indirgenemez. Bu aşamada, Sen'in yaklaşımında, Rawls'dan çok Marx'a yakın duran, tözcü bir özgürlük felsefesinin izleri görülür. Faydayı, sonucun değil, kişinin eylem kapasitesinin yansıttığı kabul edilince, fayda-mutluluk veya fayda-haz ikililerinin yerini, tözcü özgürlük yaklaşımına uygun, seçme ve özgürlük ikilisi alır. Seçme ve bu seçimini uygulayabilme kapasitesi, özgürlüğün tamamlayıcısıdır.
Kaynakların ilk dağılımının eşitsiz olduğu bir ortamda, etik bir tavır negatif özgürlüklerle yetinemez. Pozitif özgürlükleri tanımlayabilmek için, Sen “capabilities” kavramını öne çıkarır. Onurlu ve anlamlı bir yaşam biçimi kurmak ve geliştirmek, fırsatlardan yararlanabilmek gibi yetenekleri/hakları içeren bu kavram, evrensel ve homojen bir norma tabi değildir. “Talep etme kapasitesi", toplumsal olarak belirlenir. Sen'in açlık konusunda yaptığı çalışmalarda somutlaşan “capabilities” kavramı, insanların gelirleri kadar, haklarının ve haklarını kullanabilme yeteneklerinin de eşitsizlik yaratıcı özelliğini ortaya çıkarır. Nedret sadece doğanın ürünü değil, aynı zamanda toplumsal örgütlenmenin de ürünüdür. Bunun en bariz iki tezahürü, çoğu yerde açlığın kıtlığa dayanmaması, ve erkeklerle kadınlar arasındaki hak farkları ve bundan türeyen refah ve özgürlük farklarıdır. Amartya Sen, pozitif özgürlükler ve ötekine yardım etme göreviyle donanmış bir özgürlük etiğinin, sadece refah ekonomisinin değil, kalkınma ekonomisinin de temelinde yer almasının hem kuramsal iktisat hem de iktisat politikaları açısından sonuçlarını inceler. Yöntemsel bireyciliği kabul etmesine rağmen, egemen iktisat yaklaşımı için aykırı gözüken Sen’in bu girişimi, günümüz egemen iktisat kuramının epistemolojik sınırının fayda kavramı tarafından çizildiğini göstermektedir.
Economic Research Center
Middle East Technical University
06531 Ankara Turkey
Phone: + 90 312 210 3044, 210 2003
Fax: +90 312 210 1244
e-mail: metuerc@metu.edu.tr